9 Mayıs 2025 Cuma

28. Avrasya Ekonomi Zirvesi'nden Tarihi Bir Oturum-Yılmaz Parlar

  

28. Avrasya Ekonomi Zirvesi'nden Tarihi Bir Oturum

 "Diyalogla Barışa" Cumhurbaşkanları Paneli Dünya Barışı İçin Umut Işığı Oldu.

28.Avrasya Ekonomi Zirvesi’nin en dikkat çeken, en saygın ve tarihî oturumu hiç kuşkusuz Cumhurbaşkanları Paneli oldu. Bu özel panel, hem içerdiği fikir zenginliğiyle hem de katılımcıların dünya barışına olan katkılarıyla adeta uluslararası diplomasinin nabzını tuttu.

Oturumun moderatörlüğünü ise, yıllardır barış ve diyalog için sayısız platform kuran, Marmara Grubu Vakfı Başkanı Dr. Akkan Suver üstlendi. Bu kıymetli oturumda, dünya tarihine yön vermiş 11 eski cumhurbaşkanı barışın dilini bir kez daha güçlü bir şekilde dile getirdi.

"Dialogue of Global Leaders – Peaceful Solutions, Restoring Peace"

"Küresel Liderler Diyaloğu – Barışçıl Çözümler, Barışı Yeniden Tesis Etmek"

 


başlığıyla gerçekleştirilen panelin konuşmacıları arasında Türkiye 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Arnavutluk Cumhurbaşkanı Bamir Topi, Slovenya Cumhurbaşkanı Borut Pahor, Romanya Cumhurbaşkanı Emil Constantinescu, Makedonya Cumhurbaşkanı Gjorge Ivanov, Hırvatistan Cumhurbaşkanları Ivo Josipovic ve Stjepan Mesic, Karadağ Cumhurbaşkanı Milo Dukanovic, Tunus Cumhurbaşkanı Moncef Marzouki, Moldova Cumhurbaşkanı Petru Lucinschi ve Çekya Cumhurbaşkanı Vaclav Klaus yer aldı.



Abdullah Gül’den Çarpıcı Mesajlar,

"Savaş Öncesini Anlayabilmek, Barışın Anahtarıdır"

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün konuşması, oturumun adeta ortak vicdanı oldu. Gül, konuşmasında barışın maliyetinin hiçbir zaman savaşın getireceği yıkımlarla kıyaslanamayacağını vurgularken, insanlığın empati kurmadan savaşı önleyemeyeceğini dile getirdi. Şu çarpıcı sözleri, salondaki her dinleyicide derin izler bıraktı:



“Savaşlar başlamadan önce önlem almak; insanlık, vicdan ve medeniyet borcumuzdur. Aksi takdirde savaş, kolay bir çözüm gibi sunulur ve sonuç, nesiller boyu sürecek acılar olur.”

Gül ayrıca, savaş suçlarının cezasız kalmaması gerektiğini ve uluslararası adalet mekanizmalarının güçlendirilmesinin insanlığa olan saygının gereği olduğunu belirtti. Kültürün, liderliğin ve empati kurmanın, barışın temel direkleri olduğunu savundu.



Akkan Suver’den Zirveye Veda,

 “Gençlere Güveniyorum, Gelecek Ellerinde”

Oturumun sonunda duygusal bir kapanış konuşması yapan Marmara Vakfı Başkanı Dr. Akkan Suver, yıllardır yürüttüğü barış mücadelesinin artık genç nesiller tarafından devralınacağına olan inancını paylaştı.



“Yirmi sekiz yıl önce çıktığımız bu yolda, barışa inanmış dostlarımızla birlikte yürüdük. Bugün bu emaneti, pırıl pırıl genç kardeşlerime güvenle teslim ediyorum. Geleceğin dünyasında savaş değil, barış konuşulsun istiyoruz.”



Suver, geçmişteki zirvelerde ödüller verilen önemli isimleri anarken, Türk dünyasının gururu Nobel Ödüllü Aziz Sancar’a verilen onur ödülünün bizzat Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev tarafından önerildiğini de paylaştı.



28. Avrasya Ekonomi Zirvesi'nde barış, sadece konuşulmadı; hissedildi, hatırlandı ve umutla geleceğe taşındı. Cumhurbaşkanları Paneli, dünyaya barışın hâlâ mümkün olduğunu bir kez daha hatırlattı. Dr. Akkan Suver ve Marmara Vakfı, bu büyük organizasyonla sadece bölgesel değil, küresel anlamda diplomasi tarihine altın harflerle yazılacak bir sayfa açtı. Her yönüyle kusursuz, vizyoner ve ilham verici bir zirveye tanıklık ettik. Bu sadece bir oturum değil; insanlığın ortak vicdanıydı.

Zirve aile foto çekimiyle son buldu.

 

yilmazparlar@yahoo.com

 

10 Şubat 2025 Pazartesi

Silivri’de Adaletin Testi-Yılmaz Parlar

  Silivri’de Adaletin Testi

Silivri’de Adalet Nöbeti, Boğaziçi Aydınları Topluluğu Ve Milli Merkez’den Ümit Özdağ’a Destek

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın tutuklanmasına tepki olarak, Kurucu Başkanı, dünyaca tanınan jeofizik mühendisi ve akademisyen Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan’ın liderliğinde, ülkenin ekonomik, siyasi, sosyal ve bilimsel alanlardaki kritik meselelerine yönelik kapsamlı projeler geliştiren, Boğaziçi Aydınlar Topluluğu (BAT) ve Milli Merkez, Silivri Cezaevi önünde adalet nöbeti tutan Zafer Partililere katılarak destek verdi.



Nöbet alanında kurulan Zafer Partisi Otağı'nda, BAT Sözcüsü Dr. Sibel Zeren ve Milli Merkez Başkanı Hüsamettin Cindoruk adına Milli merkez genel sekreteri Haluk Dural tarafından basın açıklamaları yapıldı.

Bu dayanışma, sadece bir siyasetçiye destek vermekle kalmayıp, aynı zamanda Türkiye'deki hukuk sisteminin şeffaflığı ve demokratik değerlerinin korunmasına yönelik çağrı olarak da okunmalıdır.

Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın serbest kalmasının, uluslararası kamuoyunda Türkiye'nin hukuk devleti kimliği açısından olumlu bir adım olacağı vurgulanmaktadır.



Destek ve Nöbet Vurgusu

Aydınlar ve Milliyetçilerden Özdağ'a Silivri'de Destek Nöbeti: "Yanındayız" Mesajı

BAT’tan İfade Özgürlüğü Vurgusu

Türkiye’nin geleceğine yön veren fikirleriyle toplumsal bilinç ve akademik derinliği bir araya getiren saygın bir düşünce kuruluşu olan Boğaziçi Aydınları Topluluğu (BAT),Sözcüsü Dr. Sibel Zeren, yaptığı açıklamada Anayasa'nın 26. maddesine dikkat çekerek, herkesin düşünce ve görüşlerini serbestçe ifade etme hakkı olduğunu belirtti. “Düşünce özgürlüğü kapsamında, bazen şok edici veya rahatsız edici fikirlerin bile ifade edilmesi demokratik toplumların gereğidir.” diyen Zeren, Ümit Özdağ'ın tutukluluğunun hukuki dayanaklardan yoksun olduğunu ve bir an önce sonlandırılması gerektiğini vurguladı.



Milli Merkez: Hukukun Üzerinde Siyasi Gölgeler mi Var?

Milli Merkez Başkanı ve TBMM 19. Dönem Başkanı Hüsamettin Cindoruk adına Milli merkez genel sekreteri Haluk Dural ise, yargı bağımsızlığının şaibeye açık hale geldiği bir sürece girildiğini belirtti.

Haluk Dural “Günümüzde hukukun, muhalefeti baskı altına almak için bir aracı olarak kullanıldığına dair kaygılar artmaktadır. Bu durum, şeffaflık ve demokrasi açısından büyük bir tehdittir.” ifadelerini kullandı.

Bu açıklama, siyasi iktidara da açık bir çağrı niteliğindeydi: Hukukun üzerindeki siyasi gölgelerin kalkması, Türkiye’nin uluslararası imajının iyileşmesi ve kamu vicdanının rahatlatılması için adil yargılamaya önem verilmelidir.

Ayrıca, Tiyatro oyuncusu Yaşar Gündem de dokunaklı bir şiir ile duygularını ifade etti.



Uluslararası Algı ve Türkiye’nin Hukuk Devleti Kimliği

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın tutuklanması, sadece iç siyasette değil, uluslararası kamuoyunda da yankı uyandırmıştır.

Avrupa Birliği, Avrupa Konseyi ve çeşitli uluslararası insan hakları kurumlarının, Türkiye’de hukukun siyasallaştığına dair endişelerini daha önce dile getirdiği biliniyor.

Böylesi bir ortamda, Ümit Özdağ'ın tahliyesi, Türkiye’nin hukuk devleti kimliğini yeniden güçlendirebilir ve uluslararası arenada pozitif bir algı oluşturabilir. Bu durum, yargının bağımsızlığına duyulan güveni artırarak, demokrasi vurgusunu güçlendiren bir adım olabilir.



Adaletin Yeniden Tesisi Şart

Prof. Dr. Ümit Özdağ'ın tutukluluğu, sadece bir siyasi liderin davası değil, Türkiye'deki hukuk sisteminin bağımsızlığına dair bir turnusol kağıdı niteliğindedir. Adaletin herkese eşit şekilde işlediği bir hukuk devleti, hem iç barış hem de dünyada saygın bir konum elde etmek için şarttır.

Hukukun üstünlüğüne dair süren tartışmaların gölgesinde, iktidarın Ümit Özdağ'la ilgili vereceği karar, demokrasinin geleceği açısından kritik bir sınav olacaktır.

Kamu vicdanının rahatlığtırılması ve hukukun siyasetten bağımsız çalıştığının gösterilmesi için, şeffaf ve adil bir yargı sürecine duyulan ihtiyaç her zamankinden daha büyüktür.



Hukuk ve Demokrasi Vurgusu

Boğaziçi Aydınları ve Milli Merkez'den Özdağ'a Destek: "Serbest Bırakılması Türk Demokrasisi Adına Elzem"

Serbest bırakılması, Türkiye'nin hukuk devleti ilkesine bağlılığını göstermesi açısından uluslararası kamuoyu nezdinde büyük önem taşıyacaktır.

Bu durum, Türkiye'nin demokratik imajına zarar vermektedir.



Uluslararası Kamuoyu Vurgusu

Türkiye'nin demokrasi karnesine olumsuz yansımaktadır. Türk hükümeti, uluslararası alanda itibarını korumak için Özdağ'ı serbest bırakmalıdır.

Türkiye, ifade özgürlüğüne saygı duyan bir ülke olduğunu göstermelidir. Özdağ'ın serbest bırakılması, bu yönde atılacak önemli bir adım olacaktır

yilmazparlar@yahoo.com

1 Ocak 2025 Çarşamba

Zafer Partisi Başkanı Ümit Özdağ'dan ,Bahçeli’ye Çarpıcı Soru, 33 X 55 Ne Demek?-Yılmaz Parlar

  

Cumhur İttifakı'ndan PKK İle Yeni Pazarlık

Tarihten Ders Alınmadı

Terörle Mücadele ve Şehit Ailelerine Hakaret

Hendek Terörünün Bedeli, 744 Şehit ve Hatalı Politikalar

Cumhur İttifakı'ndan PKK ile Pazarlık İddiaları

Öcalan İle Gizli Görüşmeler ve Yeni Paradigma Tartışması

Bahçeli ve Erdoğan'a Açık Çağrı, Kapalı Kapılar Ardındaki Anayasayı Açıklayın

Şehitlerin Kanıyla Yazılan Tarihten Ders Alınmadı

Zafer Partisi Başkanı Ümit Özdağ'dan ,Bahçeli’ye Çarpıcı Soru, 33 X 55 Ne Demek?


Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, Cumhur İttifakı'nın PKK ile yürüttüğü iddia edilen yeni görüşmeler hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu. Özdağ, 2009-2015 yılları arasında PKK ile yapılan müzakerelerin Hendek terörüne neden olduğunu ve bu süreçte 744 şehit verildiğini hatırlattı.

"Bu yanlış politikalardan ders almadılar. Şimdi Öcalan ile yeniden masaya oturdular. Şehitlerimizin kanı üzerinden yapılan bu pazarlıkları kabul etmiyoruz," dedi.

Terörle Pazarlık, Şehitler Ve Gazilerimizin Morali Nasıl Korunacak?

Cumhur İttifakı'nın İmralı’da hükümlü bulunan terör örgütü lideri Abdullah Öcalan ile pazarlık yapmasının, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ve şehit ailelerinin moralini zedelediğini belirten Özdağ, şu ifadeleri kullandı:

“Dondurucu soğukta teröristleri gözetleyen kahraman komandolarımıza ne diyeceksiniz? 'Artık size gerek kalmadı mı' diyeceksiniz?”

Bahçeli Ve Erdoğan’a Sert Tepki

Prof. Dr. Özdağ, Cumhur İttifakı'nın, muhalefeti “Öcalan’ı serbest bırakacak” diye suçlarken, bugün Öcalan'ı serbest bırakmak için adımlar attığını ifade etti.

"Cumhur İttifakı artık Zillet İttifakı olmuştur," diyen Özdağ, Bahçeli’nin ve Erdoğan’ın açıklamalarındaki tutarsızlıkları eleştirdi.

Yeni Paradigma Ve Gizli Anayasa Pazarlıkları

Abdullah Öcalan’ın yaptığı son açıklamalarda "yeni paradigma" kavramını kullanmasına dikkat çeken Özdağ, bunun yeni bir anayasa değişikliğiyle devleti yeniden yapılandırma amacı taşıdığını söyledi.

“Türk milletinin kurduğu devleti masaya yatırıyorlar. Öcalan ile hangi maddeleri değiştireceksiniz? Türk milletinin elinden neyi almayı planlıyorsunuz?” diye sordu.

Bahçeli’ye Çarpıcı Soru, 33 X 55 Ne Demek?

Özdağ, Bahçeli’nin sık sık rakamlarla yaptığı hesaplara göndermede bulunarak, 33 Bingöl şehidini ve 55 PKK kurşununu hatırlattı.

“Bu hesaplarla nasıl bir denklem çıkaracaksınız? Yeni MHP lideri Bahçeli bunu açıklamalı,” dedi.

Son Çağrı, Türk Milletine Açıklayın

Zafer Partisi lideri, Cumhur İttifakı’nın kapalı kapılar ardında yürüttüğü anayasa pazarlıkları hakkında halkı bilgilendirmesi gerektiğini söyledi.

“Yeni anayasa teklifinizi açıkça yazın ve Türk milletinin gündemine getirin. Devlet yönetmek, insanların hayatlarıyla oynamak değildir,” diyerek sözlerini tamamladı.

Bu açıklamalar, terörle mücadele ve milli birlik konularında kamuoyunda yeni bir tartışma başlatacak gibi görünüyor. Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın çağrısı, önümüzdeki günlerde siyasetin en sıcak başlıklarından biri olacak.

yilmazparlar@yahoo.com

9 Aralık 2024 Pazartesi

Zafer Partisi 2. Olağan Kongresi-Türk Milletinin Kongresi-Yılmaz Parlar

  

Zafer Partisi 2. Olağan Kongresi,

 Türk Milletinin Kongresi

Atatürk'ün İzinde Bir Direniş ve Yeniden Doğuş

Zafer Partisi 2. Olağan Büyük Kongresinde Genel Başkan Prof. Dr. Ümit Özdağ, 769 delegenin tamamının oyununu aldı.

Zafer Partisi 2. Olağan Büyük Kongresi, Başkan Ümit Özdağ’ın güçlü ve etkileyici konuşmasıyla başladı. Kongre, yalnızca bir siyasi buluşma değil, aynı zamanda Mustafa Kemal Atatürk’ün mirasına sahip çıkan, halkın ve emekçilerin sesi olmayı hedefleyen bir platform olarak öne çıktı.

Özdağ, kongreyi; emekli, dul ve yetimlerin; düşük maaşlarla hayat mücadelesi veren işçilerin; pazar tezgâhlarında en uygun fiyatlı ürünü arayan annelerin; büyük şehir yasalarıyla üretimden koparılan köylülerin ve ekonomik zorluklarla boğuşan esnafın kongresi olarak tanımladı. “Bu kongre Türk milletinin kongresidir,” diyerek, geçmişten günümüze bağımsızlık mücadelesinin devam ettiğini vurguladı. Amasya, Erzurum ve Sivas kongrelerini işaret ederek, Zafer Partisi’nin bu misyonun çağdaş taşıyıcısı olduğunu belirtti.



İlkelerden Taviz Vermeyen Bir Mücadele

Özdağ, partinin kuruluşundan bugüne kadar geçen 28 aylık süreci özetlerken, karşılaşılan zorlukları ve elde edilen başarıları vurguladı. Medya ambargolarını sosyal medya ile aştıklarını, kumpaslara rağmen direnerek yollarına devam ettiklerini ifade etti. Zafer Partisi'nin "Atatürk’ten taviz vermeden siyaset yapılabileceğini" gösterdiğini belirten Özdağ, gerçek muhalefetin halkla birlikte, halk için yapıldığını söyledi.

İçişleri Bakanlığı’na yapılan yürüyüşten yerel seçimlerde alınan başarılara kadar birçok kritik başarıyı sıralayan Özdağ, Zafer Partisi’nin yükselişini şu sözlerle ifade etti:
“Zafer Partisi artık herkesin itiraf etmek zorunda kaldığı gibi sistemli ve hızlı bir şekilde yükseliyor.”



Türkiye’nin Ekonomik ve Sosyal Gerçekleri

Kongrede, Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal krizlere dikkat çeken Özdağ, AKP iktidarını sert sözlerle eleştirdi. Fakirleşen halkın, zenginleşen bir azınlık tarafından yönetildiğini belirten Özdağ, gelir dağılımındaki adaletsizliği ve yolsuzlukları rakamlarla ortaya koydu. Özellikle emekli maaşlarının ve asgari ücretin düşen alım gücüne vurgu yaptı.

“2002’de emekli maaşı ile 8 çeyrek altın alınabiliyorken, bugün ancak 2.5 çeyrek altın alınabiliyor. Asgari ücretlinin maaşı her geçen gün eriyor. Halk açlıkla mücadele ediyor, zenginler ise servetlerini artırıyor,” diyen Özdağ, hükümetin ekonomik politikalarını yerden yere vurdu.

Sessiz İstila ve Organize Suçların Tehlikesi

Özdağ, Türkiye’nin karşı karşıya olduğu en büyük tehditlerden birinin demografik yapıdaki bozulma olduğunu belirterek, sığınmacı ve kaçak nüfusa dikkat çekti. Ülkenin sessiz bir istilaya uğradığını ifade eden Özdağ, Suriyelilerden Afganlara, Afrikalılardan diğer kaçaklara kadar milyonlarca kişinin ülkeye akın ettiğini söyledi.

Uyuşturucu ve yasa dışı bahis çetelerinin sokaklarda devletin yerine geçtiğini belirten Özdağ, bu durumun toplumu derinden sarstığını şu sözlerle dile getirdi:
“Uyuşturucu artık dağ köyündeki çobanın da ortaokul öğrencisinin de eline ulaşıyor. Gençliğimiz elimizden alınıyor. Bu kahrolası düzen yıkılmalıdır.”



Zafer Partisi’nin Umudu ve Hedefi

Konuşmasının sonunda, Zafer Partisi’nin ikinci olağan kongresinin ardından daha güçlü kadrolarla yola devam edeceğini belirten Özdağ, Türk milletine umut vermeye devam edeceklerini ifade etti. Mustafa Kemal Atatürk’ün ideallerini yaşatmayı sürdüreceklerini ve bu hedefe ulaşmak için her türlü mücadeleyi vereceklerini şu sözlerle vurguladı:
“Türklük kaderim, İslamiyet seçimim diyen Hoca Ahmet Yesevi’nin izinden gidiyoruz. Bu kongreden, Türk milletinin zaferi çıkar.”

Zafer Partisi, yalnızca bir siyasi hareket değil, halkın umudu olarak güçlü bir duruş sergilemeye devam ediyor.

milli birlik ve beraberliğimizden asla ödün vermeyecek, hiçbir şekilde ülkenin bölünmesine fırsat tanımayacaktır. Türk Milleti’nin tarihi misyonu ve manevi değerlerini rehber edinen Zafer Partisi, sadece teröre karşı değil, terörü destekleyen her türlü yapı ve anlayışa karşı kararlılıkla mücadele edecektir.



Değerli Zafer Partililer,

PKK’nın ve onun siyasi uzantılarının bölücü emellerine karşı milletimizin feraseti, vatanseverliği ve birlik ruhu en büyük gücümüzdür. Cumhuriyetimizin kurucu değerlerinden taviz vermeden, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün “Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Türkiye halkına Türk Milleti denir” anlayışıyla yolumuza devam edeceğiz. Türk kimliğini, milli birliğin ve vatandaşlık hukukunun temeli olarak koruyacak, hiçbir siyasi baskıya boyun eğmeyeceğiz.

Zafer Partisi olarak, terörle mücadelenin sadece güvenlik alanında değil, ekonomik, sosyal ve kültürel boyutlarıyla da ele alınması gerektiğini biliyoruz. Gençlerimizi uyuşturucu çetelerinden, yozlaşmadan ve bölücü propagandadan koruyacak eğitim ve kalkınma projelerini hayata geçireceğiz. Bölgesel kalkınmayı hızlandırarak, tüm yurttaşlarımız için eşit fırsatlar yaratacak, huzur ve refah dolu bir Türkiye inşa edeceğiz.

Unutmayalım ki bu topraklarda binlerce yıldır birlikte yaşayan, aynı bayrak altında kader birliği yapan Türk, Kürt, Zaza ve diğer etnik kökenden yurttaşlarımız, ayrılıkçılığa karşı bir arada durmayı defalarca başarmışlardır. Zafer Partisi, milli birlik ve beraberliğimizin teminatı olarak, halkımızın her bir ferdine kucak açacak ve adalet, eşitlik, özgürlük ilkelerini esas alarak ülkemizin geleceğini güvence altına alacaktır.

PKK ve Destekleyen Ülkelerle Mücadele
PKK’ya destek veren ülkelerin örgüt arkasındaki desteğini sonlandırmak amacıyla çok boyutlu çalışmalar başlatılacaktır. Türkiye’nin uluslararası arenadaki etkinliği artırılarak, terör örgütlerine lojistik ve siyasi destek veren ülkelerin karşısında kararlı bir duruş sergilenecektir.

AKP'nin Ekonomi ve Sosyal Politikalarının Faturası

Türkiye'de halk, AKP'nin 22 yıldır sürdürdüğü yanlış politikaların ağır faturasıyla karşı karşıyadır.

Artan hayat pahalılığı, çiftçilerin gübre dahi alamaz hale gelmesi ve emeklilerin sağlık hizmetlerinden faydalanamaması, AKP'nin halkı mağdur eden ekonomi politikalarının açık örnekleridir.

Beşli çeteye verilen milyarlarca dolarlık ihaleler ve "kar korumalı mevduat" sistemine ödenen astronomik faizler, halkın sırtındaki ekonomik yükü artırmıştır.

Dış Politika ve Verilen Tavizler
AKP'nin dış politikada sıkışması sonucunda:

Doğu Akdeniz ve Mavi Vatan: Yunanistan’a yönelik tavizler verilmiş, petrol ve doğalgaz arama faaliyetleri durdurulmuştur.

Kıbrıs Politikası: Çözüm için federal yapı önerisi yeniden gündeme getirilmiş ve Rum Kesimi’nin NATO üyeliğine destek iddiaları ortaya atılmıştır.

Suriye Krizi: Türkiye’nin İdlip’teki kontrolsüzlüğü, HTŞ’nin ilerlemesine zemin hazırlamış, ABD-İsrail-HTŞ ortak operasyonları bölgedeki dengeleri değiştirmiştir. Bu süreçte PKK/YPG’nin Suriye’nin kuzeyindeki varlığı güçlendirilmiştir.

Saray Rejiminin Antidemokratik Baskıları

Öcalan’a TBMM’de konuşma hakkı verilmesi tartışılırken, Türk milletinin anayasal hakları baskı altına alınmaktadır.

“Etki ajanlığı yasası” gibi özgürlükleri kısıtlayan düzenlemeler, halkın bilgi edinme hakkını elinden almaktadır.

Saray rejiminin Gulag’ı olarak nitelendirilen Silivri Cezaevi, rejime muhalif isimlerin susturulması için bir araç haline gelmiştir.

İsrail ile Ticaret ve Çelişkiler

AKP’nin "Filistin davası" söylemine rağmen İsrail ile ticaretin devam ettiği belgelenmiştir.

İsrail limanları üzerinden Filistin adına gerçekleştirilen ticaret, AKP’nin ikiyüzlü politikalarını gözler önüne sermektedir.

Zafer Partisi olarak, bu ticaretin detaylarını kamuoyuna açıklayacağız.

Zafer Partisi’nin Kararlılığı
Zafer Partisi olarak, halkımızın mağduriyetlerini sona erdirmek, sığınmacı ve kaçak politikalarında somut adımlar atmak ve milli çıkarları korumak adına Anadolu Kalesi projesi kapsamında çalışmalarımızı sürdüreceğiz.
AKP’nin yalanlarına ve antidemokratik uygulamalarına karşı Türk milletinin yanında olmaya devam edeceğiz.

Zafer Partisi’nin Mesajı:
Halkımızın ekonomik ve sosyal refahını sağlayacak, milli çıkarlarımızı koruyacak ve Türkiye’yi güçlü bir geleceğe taşıyacak kararlılığı göstereceğiz.

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ'ın Kongre Konuşmasından Kesitler

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, kongre konuşmasında parti teşkilatını harekete geçmeye çağırırken, Türkiye’nin karşı karşıya olduğu temel sorunlara dair partinin çözüm önerilerini detaylandırdı. Özdağ, konuşmasında siyasi tarihine dair önemli anekdotlar paylaşarak Anayasa’ya sahip çıkma iradesini vurguladı ve partinin muhalefette olmasına rağmen sergilediği etkili performansın altını çizdi.

Ekonomik Kriz ve Çözüm Programı

Türkiye'nin içinde bulunduğu ekonomik krizden çıkış için "Küreselleşme ve Ekonomik Zafer" programını tanıtan Özdağ, neoliberal politikaların yerine Türkiye'nin özgün koşullarını dikkate alan planlı kalkınma modeli önerdi.

Devlet Planlama Teşkilatı'nın yeniden kurulması ve stratejik sektörlerde yatırım teşvikleri.

"4 Bölge 4 Deniz Projesi" ile yeni Marmara Bölgeleri oluşturularak yatırımların ülke geneline yayılması.

İstanbul'un “İstanbul 3.0” programıyla yüksek teknoloji merkezi haline getirilmesi.

Eğitim ve insan kaynaklarının teknoloji üretimine uygun şekilde yapılandırılması ve Tekno Parkların Anadolu'ya yayılması.

Zafer Partisi’nin Zafer Turizm ile yabancı iş gücünü gönderip, Zafer Havayolları ile Türkiye'nin uzman insan kaynaklarını geri getirme planı.

Kadın Güvenliği ve Sosyal Politikalar

Kadınların güvenliği konusunda somut adımlar atılacağını belirten Özdağ, Zafer Partisi iktidarında sokaklarda huzurun hâkim olacağını ifade etti.

Uyuşturucu ve yasa dışı bahis çeteleriyle mücadele, gençleri rehabilite ederek topluma kazandırma hedefi.

Kadınların gece vakti bile güvenle sokaklarda dolaşabileceği bir Türkiye sözü.

Eğitimin her kademesinde kaliteyi artırma, köy okullarının yeniden açılması ve tarikat okullarının kapatılması.

Çevre ve Milli Madencilik Politikaları

Zafer Partisi’nin çevre mücadelesindeki kararlılığı, doğayı koruma ve milli kaynakları halk yararına kullanma iradesiyle birleştiriliyor.

Yabancı maden şirketlerinin çevreyi tahrip eden faaliyetlerine son verilecek.

Ormanların ve göllerin tekrar canlandırılması için "Yeşil Vatan Projesi."

TSK ve Devlet Kurumlarında Reform

Türk Silahlı Kuvvetleri ve devlet kurumlarının yeniden yapılandırılacağını belirten Özdağ, bu konuda kapsamlı bir reform planı sundu:

Tarikat ve cemaatlerin devlet içindeki etkisinin sona erdirilmesi.

Türk ordusunun etkin savaş gücüne dönüştürülmesi için "Çelik Miğfer Projesi."

GATA ve askeri hastanelerin yeniden açılması, askeri okulların faaliyete geçirilmesi.

Teşkilatlara Çağrı: Zafer Emekle Kazanılır

Kongre konuşmasında teşkilat mensuplarına seslenen Özdağ, teşkilatçılıkta halkla yakın temasın ve sahada olmanın önemine değindi.

İl ve ilçe teşkilatlarının daha aktif çalışması gerektiğini belirtti.

Halkın sorunlarına çözüm üreterek güven kazanılmasını istedi.

Vatandaşın taleplerine zamanında cevap vermeyen parti yöneticilerini açıkça eleştirdi.

Hedef, Türkiye’yi Yönetmek

Zafer Partisi’nin hedefinin yalnızca TBMM’ye girmek değil, Türkiye’yi yönetmek olduğunu vurgulayan Özdağ, teşkilatı %7 değil, daha büyük hedeflere kilitlenmeye davet etti:

"Ben Zafer Partililere ancak zorluk, mücadele ve zafer vaat ediyorum."

Zafer Partisi'nin teşkilat mensupları ve destekçileri için bu kongre, partinin hedeflerine ulaşmada bir dönüm noktası olarak görülüyor.

yilmazparlar@yahoo.com

6 Kasım 2024 Çarşamba

Zafer Partisi’nden Kayyum ve Demokrasi Üzerine Önemli Açıklamalar-Yılmaz Parlar

  Zafer Partisi’nden Kayyum ve Demokrasi Üzerine Önemli Açıklamalar

Türkiye'nin Toprak Bütünlüğü ve Hukukun Üstünlüğü İçin Zafer Partisi Kararlılıkla Mücadele Ediyor.

Yerel Demokrasiyi Bölünmenin Aracı Olarak Görmek Kabul Edilemez.

Kayyum Atamaları Yargı Kararıyla Olmalıdır.

Erdoğan'ın İktidar Planı ve Anayasa Değişiklikleri Üzerine Özdağ’dan Açıklamalar

Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun Zafer Partisi’ni ziyaretinin ardından, Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, terör örgütleri, kayyum atamaları ve hukukun üstünlüğü hakkında kapsamlı bir basın açıklaması yaptı.



Özdağ, yerel demokrasinin, halk hizmeti yerine ayrılıkçı emeller için kullanılmasının kabul edilemez olduğunu belirterek, kayyum atamalarının yargı kararlarıyla gerçekleştirilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Özdağ, "Ülkemiz, 1984'ten bu yana terör örgütünün saldırılarıyla mücadele ediyor. Ancak bu örgütün siyasal uzantıları, yıllar boyunca terörle aralarına mesafe koymayı reddetti," dedi. Terörle mücadelede hukukun üstünlüğünü vurgulayan Özdağ, “Cumhuriyetimizi kurarken olduğu gibi, savunurken de hukuka bağlı kalmalıyız,” diyerek bu yaklaşımın devletin bekası için elzem olduğunu ifade etti.



Kayyum Atamalarında Hukuk Şartı

Özdağ, kayyum atamalarında yargı kararının gerekliliği konusundaki görüşlerini Cumhuriyet Halk Partisi eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile yaptıkları görüşmelerde protokole geçirdiklerini açıkladı. Özdağ, “Terörle iltisaklı olduğu tespit edilen belediye başkanları ancak yargı kararıyla görevden alınmalıdır. Bu durum, hukuk devleti olmanın bir gereğidir," diyerek kayyum uygulamasının usule uygun yapılması gerektiğine vurgu yaptı.

Bahçeli’nin Açıklamaları ve İktidarın Anayasa Planı Üzerine

Özdağ, ayrıca Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin açıklamalarına da değinerek, iktidarın doğuda yeni kayyum atamaları ve anayasa değişikliği hazırlıklarıyla ilgili adımlarını eleştirdi. “Bu uygulamalar, iktidar bloğunun ölene kadar Cumhurbaşkanlığı hedefi doğrultusunda anayasal değişikliklere gitmeyi amaçladığını gösteriyor," dedi.

Özdağ, Türkiye'nin menfaatine olan her konuda görüşlerini kamuoyuyla ve siyasi muhataplarıyla paylaşmaya devam edeceklerini belirterek basın toplantısını sonlandırdı.



TBB Başkanı Ekrem İmamoğlu: "Kayyum Sürecinde Hukukun Üstünlüğü ve Yerel Demokrasinin Güçlendirilmesi Esastır"


Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ ile yaptığı görüşmede, Türkiye’deki kayyum uygulamaları ve yerel demokrasi konusunda önemli açıklamalarda bulundu. İmamoğlu, kayyum sürecinin hukukun üstünlüğüne ve demokrasinin temel prensiplerine uygun olarak yürütülmesi gerektiğini vurgulayarak, mevcut uygulamaların suistimale açık olduğunu belirtti.

İmamoğlu, yerel demokrasinin önemine dikkat çekerek, seçilmiş yöneticilerin yalnızca yargı kararı ile görevden alınması gerektiğini savundu. Anayasal düzenlemelerin yerel yönetimlerin yetkilerini zayıflattığını ifade eden İmamoğlu, bu konuda tüm siyasi partilerle reform önerilerini paylaşacaklarını ve ortak bir metin oluşturarak Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sunacaklarını bildirdi.

Toplumda huzur ve güvenin korunmasının önemine değinen İmamoğlu, kayyum tartışmalarının çatışma ortamı yaratmaması gerektiğini ifade ederek, tüm tarafların itidalli davranmasını istedi. İmamoğlu, "Demokratik haklar ve tepkiler, hukuka uygun şekilde dile getirilmelidir," dedi.

yilmazparlar@yahoo.com

11 Eylül 2024 Çarşamba

İsviçre’nin Bağımsızlık Günü’ne Özel Resepsiyon-Yılmaz Parlar

   İsviçre Bağımsızlık Günü Ankara’da Diplomatik Resepsiyonla Kutlandı

İsviçre’nin Bağımsızlık Günü’ne Özel Resepsiyon

 

10 Eylül 2024 Salı akşamı, İsviçre'nin Ankara Büyükelçiliği'nde, İsviçre'nin Bağımsızlık Günü vesilesiyle özel bir resepsiyon düzenlendi. Bu anlamlı etkinliğin ev sahipliğini, İsviçre Büyükelçisi Guillaume Scheurer üstlendi. Türkiye'deki diplomatik temsilciler, iş dünyası liderleri ve İsviçre vatandaşları etkinlikte bir araya geldi.



İsviçre-Türkiye İlişkilerinde Güçlü İşbirliği Mesajları
 

Büyükelçiliği'nde düzenlenen resepsiyon, İsviçre ve Türkiye arasındaki diplomatik ve ticari ilişkilerin önemine vurgu yaptı. Etkinliğe, İsviçre Büyükelçisi Guillaume Scheurer ve Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakan Yardımcısı ve AB Başkanı Büyükelçi Mehmet Kemal Bozay konuşmalarıyla damga vurdu.



Türkiye-İsviçre İlişkilerinin Ticari Boyutu
Türkiye ile İsviçre arasındaki ticari ilişkiler de etkinlikte ön plana çıkan konular arasındaydı. İki ülke arasındaki ticaret hacmi, özellikle son yıllarda önemli bir artış göstermiştir. 2023 yılında Türkiye ile İsviçre arasındaki ticaret hacmi 22 milyar doları aşmış ve bu rakam her iki ülkenin de ekonomik iş birliğini derinleştirme hedefini yansıtmaktadır.

Türk iş dünyası, İsviçre’nin yüksek teknolojiye dayalı üretim gücünden ve finansal hizmetlerdeki uzmanlığından yararlanırken, İsviçre de Türkiye'nin stratejik konumunu ve dinamik pazarını değerlendirerek yatırımlarını artırmaktadır.



İki Ülkenin Güçlenen İlişkileri
Resepsiyon boyunca Türkiye-İsviçre iş birliğinin geliştirilmesi gerektiği yönünde önemli mesajlar verildi. Büyükelçi Scheurer, iki ülke arasındaki karşılıklı yatırım ve ticari iş birliğinin daha da güçlenmesi için her türlü diplomatik desteği sunacaklarını ifade etti.

İsviçre’nin tarafsızlık ilkesi ve uluslararası alandaki etkisi, Türkiye gibi dinamik ve stratejik ülkelerle olan ilişkilerini de pozitif yönde etkilemeye devam ediyor.



İsviçre Büyükelçisi Guillaume Scheurer

Büyükelçi Guillaume Scheurer, törene İsviçre ve Türkiye milli marşlarının çalınmasıyla başlarken, İsviçre'nin Türkiye ile olan tarihi ve diplomatik bağlarının altını çizdi. Scheurer, Türkiye ve İsviçre’nin 1923’te imzalanan Lozan Antlaşması ile başlayan işbirliğinin, iki ülkenin barış ve uzlaşma arayışındaki ortak çalışmalarına dayandığını belirtti. Scheurer, konuşmasında şunları vurguladı:

“İki ülke arasındaki işbirliği her geçen yıl daha da güçleniyor. 1923’ten bu yana barış ve uzlaşı temelinde sürdürülen ilişkilerimiz, bugün hem diplomatik hem de ekonomik açıdan büyük önem taşıyor. Türkiye ile İsviçre arasındaki ticaret hacmi 16 milyar dolara ulaşmış durumda ve bu, ticari ilişkilerimizin büyüklüğünü gösteriyor.”



Büyükelçi Scheurer, İsviçre'nin Türkiye ile daha da derinleşen ekonomik ilişkilerinin özellikle teknoloji, AR-GE, inovasyon ve eğitim alanlarında yoğunlaştığını belirterek, İsviçre'nin Türkiye'deki yatırımlarının önemini vurguladı. Ayrıca, iki ülke arasındaki kültürel ve sosyal bağların, özellikle İsviçre’deki Türk diasporasının katkılarıyla daha da güçlendiğini ifade etti.



Dışişleri Bakan Yardımcısı Mehmet Kemal Bozay
Resepsiyonda söz alan Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Avrupa Birliği Başkanı Büyükelçi Mehmet Kemal Bozay, Türkiye ve İsviçre’nin ortak tarihine vurgu yaparak şunları kaydetti:

“İsviçre, Türk milletinin tarihinde çok özel bir yere sahip. 1923 yılında Lozan’da imzalanan antlaşma ile başlayan dostane ilişkilerimiz, bugün de güçlenerek devam ediyor. Gelecek yıl, bu önemli anlaşmanın 100. yılını kutlayacağız ve bu, iki ülke arasındaki dostluk ve işbirliğini daha da ileriye taşıma fırsatı sunacak.”

Büyükelçi Bozay, iki ülkenin eğitimden ticarete, bilimden kültüre kadar geniş bir işbirliği yelpazesinde ilerlediğini belirterek, özellikle İsviçre’de yaşayan 180.000 kişilik Türk toplumunun iki ülke arasındaki ilişkilerin önemli bir bileşeni olduğunu ifade etti. İsviçre’nin Türkiye’deki yatırımlarının artmasının, iki ülke ekonomilerinin birbirini tamamladığını ve işbirliğinin derinleşmesi için büyük bir potansiyel sunduğunu vurguladı.

“İsviçre ile Türkiye arasındaki ikili ticaret hacmi geçtiğimiz yıl 22 milyar doları aşmıştır. Özellikle enerji, finans, makine, ilaç ve kimya endüstrilerinde faaliyet gösteren yaklaşık 1000 İsviçre şirketi Türkiye’de aktif rol alıyor,” diyen Bozay, iki ülkenin ekonomik ilişkilerinin sürdürülebilir bir temel üzerine inşa edildiğini belirtti.



Geleceğe Yönelik İşbirliği ve Ortaklık
Her iki konuşmacı da Türkiye-İsviçre ilişkilerinin gelecekte daha da gelişeceğine dair güçlü mesajlar verdi. Özellikle teknoloji ve inovasyon alanında yoğunlaşan işbirliği fırsatlarının yanı sıra, eğitim ve kültürel değişim programları sayesinde iki ülkenin birbirine daha da yakınlaşacağı ifade edildi.

İsviçre'nin Tarafsızlık İlkesi ve Barışa Katkısı
Etkinlikte konuşan Büyükelçi Scheurer, İsviçre’nin tarafsızlık politikasına dikkat çekerek, bu ilkenin ülkeye dünya sahnesinde önemli bir prestij kazandırdığını vurguladı. Tarafsızlığın, sadece diplomatik denge değil, aynı zamanda küresel barış ve istikrar için de bir teminat olduğuna dikkat çekti. İsviçre’nin, bu tarafsızlık sayesinde pek çok uluslararası örgüte ev sahipliği yaparak barış görüşmelerinde arabuluculuk rolü üstlendiğini belirtti.

İsviçre'nin tarafsızlık ilkesi, diplomatik krizlerde güvenilir bir aktör olarak öne çıkmasını sağlarken, savaşlara ve çatışmalara taraf olmadan uluslararası hukuk ve insan hakları gibi evrensel değerlere katkı sunmasıyla biliniyor. İsviçre'nin uzun yıllar bu politikayı sürdürebilmesi, sadece kendisi için değil, dünya genelinde istikrar ve barışın korunmasına önemli bir katkı sağlıyor.

İsviçre’nin Tarafsızlık Geleneği ve Küresel Barışa Katkısı
Büyükelçi Scheurer, konuşmasında İsviçre’nin yüzyıllardır koruduğu tarafsızlık politikasını vurguladı. İsviçre’nin uluslararası arenadaki tarafsız duruşu, ülkeler arasında arabuluculuk rolü üstlenmesini sağlamış ve dünya barışına önemli katkılar sunmuştur. Büyükelçi Scheurer, bu tarafsızlık sayesinde İsviçre’nin küresel ekonominin ve diplomasinin kilit aktörlerinden biri olmayı başardığını belirtti.



Tarafsızlığın Faydaları
İsviçre'nin tarafsızlığı, sadece diplomatik ilişkilerde değil, aynı zamanda ekonomik büyümede de büyük avantaj sağlamıştır. Ülke, güvenli ve istikrarlı bir ortam sunarak birçok uluslararası şirketin merkezi haline gelmiştir. İsviçre bankacılık sistemi, tarafsızlık politikası ile güvenilirliğini artırmış ve dünya çapında yatırımcıların tercih ettiği bir yer olmuştur. Tarafsızlık, İsviçre’ye küresel kriz dönemlerinde dahi güven duyulmasını sağlamış ve ülkenin ekonomik istikrarını korumasına yardımcı olmuştur.

Türkiye-İsviçre Ticaret Hacmi
Resepsiyon boyunca Türkiye ile İsviçre arasındaki ticari ilişkiler de vurgulandı. 2023 yılı itibarıyla iki ülke arasındaki ticaret hacmi 22 milyar dolar seviyesine ulaşmıştır. Bu ticaret, özellikle makine, kimya ve ilaç sektörlerinde yoğunlaşmaktadır. İsviçre, Türkiye’nin en önemli Avrupa’daki ticaret ortaklarından biri olmaya devam ederken, Türk şirketleri de İsviçre pazarında daha fazla yer edinmeye başlamıştır.

İki Ülke Arasındaki İşbirliğinin Geleceği
Büyükelçi Scheurer, Türkiye ve İsviçre arasındaki güçlü ticari bağların, iki ülkenin karşılıklı çıkarları doğrultusunda genişlemeye devam edeceğini ifade etti. Türkiye’nin stratejik konumu ve genç nüfusu, İsviçreli yatırımcılar için cazip fırsatlar sunarken, İsviçre’nin yüksek teknoloji ve inovasyon konusundaki uzmanlığı da Türkiye için önemli bir avantaj oluşturmaktadır.

İsviçre'nin tarafsızlık politikası, uluslararası ilişkilerdeki barışçıl rolü ve güçlü ekonomik yapısı ile dünya sahnesinde ayrıcalıklı bir yer edinmiştir. Türkiye ile İsviçre arasındaki ticari işbirliğinin derinleşmesi, iki ülke için de büyük fırsatlar sunarken, bu dostane ilişkilerin gelecekte de güçlenmesi bekleniyor.

yilmazparlar@yahoo.com

 

24 Ağustos 2024 Cumartesi

Medyum Koray Aksoy'dan Zafer Partisi İçin Çarpıcı Kehanet-Yılmaz Parlar

  

Zafer Partisi İçin Çarpıcı Kehanet

Türkiye'nin En Yükselen Partisi Olacak

Ünlü Medyum Koray Aksoy'dan Zafer Partisi İçin Çarpıcı Kehanet “Türkiye'nin En Yükselen Partisi Olacak”



Türkiye siyasetinin son dönemdeki yükselen yıldızı Zafer Partisi, yalnızca siyasi analistlerin değil, medyumların da dikkatini çekiyor.

Tanınmış medyum Koray Aksoy, Zafer Partisi ve lideri Ümit Özdağ hakkında çarpıcı kehanetlerde bulundu.

Aksoy’a göre, Zafer Partisi’nin yükselişi kaçınılmaz, Ümit Özdağ ise Türkiye’yi feraha kavuşturacak bir lider.

Marmara Bölgesi'nin Yalova iline bağlı Çınarcık'ta yaşayan Medyum Koray Aksoy, olağanüstü kehanetleriyle dikkat çeken biri olarak, Telefonda dahi seslere dayanarak geçmiş, şimdiki zaman ve gelecek hakkında akıl almaz doğrulukta öngörülerde bulunan Aksoy, bu yeteneğini nereden aldığı konusunda büyük merak uyandırıyor.

Zafer Partisi’nin Yükselişi Medyum Koray Aksoy’un Kehanetlerinde Yer Aldı

 Medyum Koray Aksoy’un Kehanetleri

Ünlü medyum Koray Aksoy, Türk siyasetinde son dönemde büyük bir çıkış yakalayan Zafer Partisi ve Genel Başkanı Ümit Özdağ hakkında dikkat çeken bir kehanette bulundu. Aksoy, son kehanetinde Zafer Partisi'nin çok kısa sürede büyük bir yükseliş göstereceğini öngörüyor.

Aksoy’a göre, Ümit Özdağ’ın liderliğindeki parti, Türkiye'nin siyasi sahnesinde güçlü bir yer edinecek ve halkın güvenini kazanacak.

Medyum Koray Aksoy’dan Zafer Partisi Yorumu: "Ümit Özdağ, Türkiye'yi Feraha Kavuşturacak"

Zafer Partisi’nin Türkiye’nin en yükselen siyasi partisi olacağını ve Ümit Özdağ’ın liderliğinde büyük başarılara imza atacağını Özellikle ekonomik ve toplumsal alanda yaşanan sıkıntıların çözümünde Özdağ’ın önemli rol oynayacağına kehanetde bulunan Aksoy, "Ümit Özdağ süper bir lider ve Türkiye'yi feraha kavuşturacak" diyor.

Koray Aksoy, birçok doğru çıkan kehanetiyle bilinen bir isim. Zafer Partisi’nin son dönemdeki ivmesine dikkat çeken Aksoy, partinin kısa sürede Türkiye siyasetinin en etkili güçlerinden biri haline geleceğini söyledi. “Ümit Özdağ’ın kararlı liderliği, partiyi zirveye taşıyacak. Zafer Partisi, Türkiye’nin geleceğinde önemli bir rol oynayacak,”

 Zafer Partisi ve Ümit Özdağ’ın Vizyonu

Aksoy’un kehanetleri, Zafer Partisi’nin kamuoyunda artan popülaritesiyle paralellik gösteriyor.

Partinin ulusal bağımsızlık, ekonomik kalkınma ve toplumsal barışa yönelik programları, Aksoy’un söylediklerini destekler nitelikte.

Ümit Özdağ’ın kararlı duruşu ve net mesajları, partiyi diğerlerinden ayıran temel unsurlar olarak öne çıkıyor.

Medyum Koray Aksoy’un kehanetleri, Türkiye siyasetinde yeni bir dönemin habercisi olabilir mi? Zafer Partisi’nin bu süreçte nasıl bir yol izleyeceği merakla bekleniyor.

Ümit Özdağ’ın liderliğindeki partinin geleceği, yalnızca siyasi değil, aynı zamanda mistik bir ilgiyle de takip ediliyor.

Siyasi Arenada Dikkat Çeken Tahminler

Son dönemlerde Türkiye'nin siyasi arenasında yaşanan dinamik gelişmeler birçok uzmanı ve analisti harekete geçirirken, ünlü medyum Koray Aksoy'ın öngörüleri gündem yaratmaya devam ediyor.

Ümit Özdağ ve Zafer Partisi'nin Yükselişi

Koray Aksoy, Zafer Partisi'nin son dönemdeki çıkışını değerlendirirken, "Ümit Özdağ, liderlik vizyonu ve kararlı tutumuyla partisini Türkiye siyasi sahnesinde ön plana çıkaracak. Bu yükseliş, kamuoyunun itibarından kaynaklanıyor" şeklinde açıklamalarda bulundu.

Kehanet ve Politikada Alınan Dönüm Noktaları

Aksoy, ayrıca yaptığı değerlendirmelerde, Zafer Partisi'nin alacağı kararların sadece kendi kaderini değil, genel siyasi ölçekte de önemli etkiler yaratacağını vurguladı.Türkiye'nin siyasi yapısını yeniden şekillendirecek" diyen medyum, Özdağ'ın liderliğinin ve partinin stratejilerinin dikkatle izlenmesi gerektiğini belirtti. "Zafer Partisi, halkın gerçek sorunlarına duyarlılığı ile ön plana çıkıyor. Ümit Özdağ liderliğindeki bu ekip, yalnızca siyasi stratejiler geliştirmekle kalmıyor, aynı zamanda toplumun sesini de duyuruyor”şeklinde yorum yaptı.



Yalova'dan Çarpıcı Kehanetler: Medyum Koray ve Rüyacı Nazan'ın Gizemli Dünyası

Öyküsü genlerine kadar uzanıyor Medyum Koray’ın. Kendisi gibi, Eşi de “Rüyacı Nazan” Olarak tanınıyor. Öyle tanınıyorlar. Her ikisinin de Söyledikleri isabetli ve belirli.

Medyum Koray’ın bu yeteneğinin doğuştan mı, yoksa Tanrı’nın bir lütfu mu olduğu tartışılıyor. Aynı zamanda eşi "Rüyacı Nazan" olarak tanınan Nazan Aksoy da rüya tabirleriyle dikkat çekiyor. Her ikisi de söyledikleriyle çevrelerindekilerin hayatlarına dokunuyor, geleceğe ışık tutuyor. İki Kez Zafer partsinin yükselişini rüyasında gören Nazan Aksoy da eşi Medyum Koray Aksoy’un kehanetinide pekleştiriyor.

Medyum Koray, evrenin enerjisiyle iletişim kurduğuna ve her olayın bir amaca hizmet ettiğine inanıyor. Yıldızların hareketlerinden insanlarla yollarının kesişmesine kadar her şeyin bir mesaj içerdiğini düşünen Aksoy, bu mesajları yorumlayarak insanları uyarıyor ve yönlendiriyor.

Özellikle başarıya dair kehanetleriyle tanınan Medyum Koray, doğru enerjiyi yönlendirenlerin kehanetlerini gerçekleştirebileceğine inanıyor.



Evren Enerjidir, Beklentilerimize Cevap Veren Enerjidir

Gerek gökyüzünde ay, güneş, gezegen ve yıldızların hareketleri vasıtasıyla iletilmek istendiğine inanılmış ve gökyüzündeki cisimlerin hareketleri de incelenerek, bunlara belirli manalar yüklenmiştir. Kimi Yıldız haritasına bakarak bir yorum koyuyor, Kimide Medyum Koray gibi kehanet yorumları yapıyor.

Ancak “Medyum Koray” sizinle ses veya fiziki iletişimle beraber olayları sıralıyor. Tedbir almanız gerekenler hakkında uyarılarda bulunuyor.

Kanatimizce, açıklandığı gibi, hayatın tesadüflerden ibaret olmadığı, içinde bir amaç dışında hiçbir şey olmadığı, başımıza gelen her olay veya tanıştığımız kişi sadece yolumuzu kesmekle kalmaz, bize hayatta eksik olduğumuz şeyleri getirir veya bize hayata daha fazla içgörü kazandıran değerli bir ders verir..

Yolumuz ne zaman insanlarla kesişse, bize her zaman bir mesaj olduğunu söylüyor. Şans karşılaşmaları yoktur. Ancak bu karşılaşmalara nasıl tepki verdiğimiz, mesajı alıp alamayacağımızı belirler. Yolumuza çıkan biriyle sohbet ediyorsak ve güncel sorularımıza ilişkin bir mesaj görmüyorsak bu mesaj olmadığı anlamına gelmez. Bu sadece kaçırdığımız anlamına gelir.

Başarı, kendi kendini gerçekleştiren bir kehanettir. Başarının yıldızlarda yazılı olduğuna gerçekten inanan kişi, hayatın bunu gerçekleştirmek için kararlı olduğunu görecekdir.

“Medyum Koray” gibi mutlak güce sahip olanlar sadece kehanette bulunamazlar, olumlu sevgi dolu enerjileriyle kehanetlerini de gerçekleştirebilirler.

“Rüyacı Nazan” olarak anılan Medyum Koray eşi Nazan Aksoy Peygamber Hazreti Yusuf gibi rüya tabirlerini Medyum Koray ile örtüşen yorumları yapabiliyor.

“Medyum Koray” Bulgaristan Göçmeni aileden geliyor. Bu yetenek annesinde varmış. Geçirdiği Kaza sonrası ameliyat esnasında kalbi duruyor. Okyanus gibi derinliğe girdiğini görüyor veya hissediyor. Kalbi tekrar çalıştırılıp hayata döndüğünde hemen gördüğü kişilere istem dışı kehanet mesajları veriyor..Sonra 30 yılı aşkın bu yolculukda devam ediyor.

yilmazparlar@yahoo.com

Ümit Özdağ’ın Dili Üzerine-Yılmaz Parlar

    Alarm Zili Değil, Çözüm Rehberi Ümit Özdağ'ın Dili Bir Devlet Refleksidir Eleştiriler Ne Diyor, Sahada Ne Oluyor? Ümit Özdağ’ın Dili...